Bugün Denize açıldım Marmara’da ,balıkçılık oynadık sabahın ilk ışıklarında ,gün ağardıkça binalar çıktı ortaya ,şöyle bir baktım. Uzaktan sahile binalar yoldan geçen arabalar belli belirsiz ışıldamaya başlamıştı doğan güneş’in ışıklarıyla,kuytu yerlerdeki cadde ışıklarının belli belirsiz sönmediğini fark ettim. Güneş yükseldikçe bağrımda kenetlediğim ellerim çözüldü.Yine de rüzgar üşüten cinstendi. Düz akşamın sabahlamasının ardından böyle denize açılmakta nerden çıkmıştı şimdi. Neyse dedim kendi kendime uyduk imama diye söylendim. Uykusuzluğun, yorgunluğun ardından böyle deniz fantazisine ne gerek vardı diye düşünürken kadim dostumun sesiyle irkilip döndüm. Geldi dedi hey maşallah tamam dedim torik tuttu herhalde 10 santimlik istavrit herhalde gözüme benimde torik gibi göründü o an balık bahane, sahili ve ufku seyre alıp düşünceleri nadasa bırakmışım sanki boş boş bakıyorum çevreye,uzaklardan çarşaf gibi görünen deniz nasılda kabarıkmış meğerse 12 metrelik tekne zaman zaman yatıyor kalkıyor.

Sahildeki evlere daldı gözüm orada yaşayan insanlar, okul çağında çocuklar, gençler yaşlılar yani insanlar o evlerin içinde, sonra gözüm oturduğum bölgeye doğru çevrildi belli belirsiz binaların pencereleri ufacık ve ben o pencerelerden birinin ardında yazıyorum çiziyorum,okuyorum,dinleniyorum diye düşündüm. Sanki bütün sorumluluklardan uzak sessiz özgür bir ortamın kısa bir sürede olsa ruhen gereksinim olduğunu düşündüm. Sabah 06 ile 09 saatleri arasındaki o 3 saat gibi kısa süre bana hiç bitmeyecekmiş gibi geldi.

Denizin ortasında uzaklarda bir yerde iki sivri akıllı, bir an kendimi Dünyadan kopmuş hissine kapılıp evi telefonla arayıp yerimi tarif ettim. Uzaktan bir tekne gördüğünü çocuk söyleyince rahatladım. Sanki göremiyorum dese iptal olacağız hissi mi ne ! Zaten bizden başka da akıllı yoktu denizde ..Evet Dünyadan kopmamıştım. Bizim çocuk vay canına Ne zaman kalktın ne zaman gittin ne zaman açıldınız . Diye serzenişte bulunup ekmek ve gazete talep edince tamam dedim . Dünya ile bağlantı kurulmuştur. Haydi kanki dönelim. Ne o dedi kanki daha karpuz keseceğdik… Hadi yeter bu kadar dedim . Dönüş başladı Güneş yükseliyordu ben bir yandan olta takımlarını toplarken kanki yol almaya başlamıştı bile sahil gittikçe yaklaşıyordu. Yaklaştıkça yoldan geçen arabaların sesleri bile gelmeye başlamıştı ve sonra sahilde sabah sporu yapan insanlar görünmeye başladı. Karasal yaşama doğru yolculuk bittiğinde bir bardak çaydan başka bir şey düşünmüyordum. Yazdığım şu sıralarda yine pencereden denize bakıyorum,deniz boş ve sakin çarşaf gibi…
Comments (0) | Add Comment
